Kahvaltıya katılan genç kardeşlerimizin, İstanbul!da yaşayan hemşehrileriyle bir arada olmaktan duydukları mutluluk yüzlerinden okunuyor. Bu mega kentte yalnız olmadıklarını adeta hissediyorlar..
Diğer yandan da İnegöl'den birbirlerini tanıyan, birbirleriyle görüşen bu kardeşlerimizin; İstanbul'un büyüklüğü karşısında kolaylıkla bir araya gelemeyenlerin, bu kahvaltı ile biraraya gelebilmeleri ise, mutluluklarının diğer bir kaynağı...
Kahvaltının yavaş yavaş tamamlandığı, sıra keyif çaylarının içilmeye başlandığı sırada sözü artık, dernek başkanı M.Haluk ÖZSARAÇ alıyor..
Başkan ÖZSARAÇ, gurbetteki genç hemşehrilerimiize derneğimizi tanıtıyor, amaçlarını anlatııyor. Etkinlikllerimizden bahsediyor. Sonra kendilerinden, biz İstanbul!daki hemşehrilerimize kendilerini tanıtmalarını istiyor.
Genç kardeşlerimizde kendilerini tek tek tanıtıyorlar. Çoğunun İnegöl!deki yakınlarıını tanıyoruz. Çoğunla, aynı okullara gittiğimizi farkediyoruz. Aynı mahallelerde yaşadığımıızı, o mekanlarda büyüdüğümüzü anlıyor, aynı parklara gittiğimizi görüyoruz.
Kısaca herşeyimiz ortak... Çünkü, hepimiz İnegöllüyüz.... Sadece şu an farklı bir mekandayız. Ama hepimiz İstanbul'da İnegölü yaşıyor ve yaşatmaya çalışıyoruz.
Bu kahvaltıda ayrıca, gençlerle bir arada olmak için gelmiş İstanbul'da yaşayan hemşehrilerimizin de olduğunu belirten; onları genç hemşehrilerimize takdım eden Başkan ÖZSARAÇ, bir şeye daha dikkat çekiyor. İstanbul'da yalnız olmadıklarını; İnegöl Belediye Başkanı Sn. Alinur AKTAŞ!ın da genç kardeşlerimizle ilgilendiğini, onları İstanbul'da da yalnız bırakmadığını; bu bir araya gelişten fevkalade mutlu olduğunu; kendilerine de bir mesajı olduğunu açıklıyor.
Belediye Başkanımızın genç hemşehrilerimize gönderdiği mesajı okuması için de sözü, yönetim kurulu üyemiz Bayser TABAK'a veriyor.
Bayser TABAK'ın ilettiği, Belediye Başkanımızın genç hemşehrilerimize olan mesajı şöyle:
İNEGÖLLÜ HEMŞEHRİLERİMİZ
Biz biliyoruz ki kentler sadece coğrafi alanlardan ve binalardan ibaret değildir. Kentlerin de bir ruhu, bir hayatı vardır. Şehirler, fiziki görüntülerinin yanında sosyal yaşam ve kültürel dokudan ibarettir.
Yaşadığımız kenti bizim için yaşanılır kılan, sadece ondan elde ettiğimiz sosyal faydalar ve maddi imkânlar değildir. Bunların yanında yaşadığımız kenti bizim için anlamlı kılan; sevinçlerimizle, acılarımızla bu şehirde yaşadıklarımız ve paylaştıklarımızdır. Bu kent tarihi ve kültürel zenginliği ile bizim sevdamız, bizim hikayemizdir.
Bu yüzden farklı bir kente gitsek de, İnegöl sevdasını da yanımızda alıp götürür ve gittiğimiz yerde bu kültürü yaşatırız.
Eğitim hayatı, ticaret hayatı vb sebeblerle yaşadığımız kentten ayrılıp başka bir kente gitsek de, orada yaşadıklarımızla ve paylaştıklarımızla memleketimiz, içimizde ve zihnimizde var olmaya devam eder.
Biz, bu kente dair sevdamızın, bize atalarımızın bir mirası olduğunun farkındayız. Bu sevda ve değerlerin sadece bize ait olmadığının bilinci ile tarih ve kültürümüzü gelecek kuşaklara taşımayı bir borç biliyoruz.
Ülkemizde örnek bir proje olan Kent Müzemiz bu sevdanın bir ürünüdür. İnegöl Kent Müzemiz’de; kentimizin tarihine ışık tutuyor, bu kentin hatıralarını yaşatıyor, geçmişimizi bugüne ve geleceğe taşıyoruz.
Sevgili gençler, değerli hemşehrilerimiz, sizler hayatınıza devam ettiğiniz bu kentte İnegöl’ümüzün canlı müzelerisiniz. Gittiğiniz kente İnegöl’ümüzün kültürünü ve hatıralarını taşıdınız. Sizlerin oradaki varlığı ile biz burada, kentimizin ruhunu diri tutmaya çalışıyoruz. İnegöl atalarmızın mirası ve siz vefakar hemşehrilerimizin emekleri ile de geleceğe taşınacaktır.
Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Biz vatanımızı ve İnegöl’ümüzü çok seviyoruz. Bu sevgi ile sizler bulunduğunuz kentte İnegöl’ümüzü temsil ediyorsunuz. Bu vesile ile İstanbul’da gururumuz olan İnegöl Dayanışma Derneği’mizin kıymetli yöneticilerini tebrik ediyorum. İstanbul’da kentimizin yıldızları olan siz üniversiteli gençlerimizle de gurur duyuyoruz.
Sizleri Kentimiz adına saygıyla selamlıyor ve en içten dileklerimi sunuyorum.
Alinur AKTAŞ
İNEGÖL Belediye Başkanı
Belediye Başkanımızın genç hemşehrilerimize olan mesajını okuyan Bayser TABAK, ayrıca bu günün anısına Başkan Alinur AKTAŞ'ın gurbetteki öğrenci hemşehrilerimize gönderdiği küçük, fakat nadide hediyelerden bahsediyor.
Söz konusu hediyeler, genç öğrenci kardeşlerimize tek tek dağıtılıyor. Tabii ki, Belediye Başkanımıza büyük bir teşekkür alkışı altında...
Artık kahvaltımızın ikinci, yani sohbet bölümüne sıra geliyor. Sıra artık konuklarımızda... Kariyerlerinin doruk noktasındaki hemşehrilerimiz, gururlarımız, ünlü sinema yönetmeni Ezel AKAY ile TV dünyasında yüzden fazla eserde imzası olan ünlü yönetmen Tamer İPEK, öğrenci kardeşlerimizin karşılarındalar....
Artık kahvaltımızın sohbet bölümüne geçiliyor, Başkan M.Haluk ÖZSARAÇ tekrar sözü alıyor. Başkan ÖZSARAÇ, kariyerlerinin doruk noktasındaki hemşehrilerimizi takdim ediyor. İşte karşınızda: Ezel AKAY ve Tamer İPEK...
Geleneksel olarak konuklarımızın özgeçmişlerinin okunması yerine, kendi ağızlarından dinlenilmesinin daha yerinde olacağını ifade ediyor. Sohbetin soru-cevap şeklinde olması halinde, toplantının genç kardeşlerimiz açısından daha faydalı olacağını ekliyor ve sözü konuklarımıza bırakıyor.
Önce sözü, Tamer İPEK alıyor. Hayat hikayesini, İshakpaşa ilkokulundan başlatarak bugünlere getiriyor... Daha sonra sözü, Ezel AKAY'a bırakıyor. Ezel AKAY da öğrenci hemşehrilerimizi mest ediyor.
Öğrenci hemşehrilerimiz, iki yönetmenimizden çok parlak ve muhteşem birer özgeçmiş dinliyorlar.
Bir Ezel AKAY olmak; bir Tamer İPEK olmak, kolay olunmuyor.
Sıra artık meraklarını gidermek isteyen öğrenci hemşehrilerimizde... Sorular hep, medyada başarılı olmak için okul eğitimi almak şart mı? Medyada nasıl başarılı olunur? temelli... Kısaca, biz öğrencilerin ne yapması gerekiyor? diye ustalara soruyorlar...
Yine, sözü Tamer İPEK alıyor... Herşeyden önce eğitimin olmazsa olmaz bir şart olduğunu vurguluyor. Çünkü bir mesleğin öğrenilmesi, eğitimini görmeden öğrenilmeye kalkıldığından çok daha uzun yıllar alıyor. Halbuki aldığınız eğitim sizlerin yolunu kısaltıyor. Orada sizlere sistematik bilgiler veriliyor. Bu ise, sizlerin ufkunuzu genişletiyor. Olaylara çok farklı açılardan bakabilmenizi sağlıyor. Ancak, eğitimli olmanız herşey demek değil. Aynı zamanda yetenekli de olmak gerekiyor. Yeteneğiniz yoksa, o zaman medyada yapabileceğiniz çok şey yok demektir diyor. Çünkü medyanın yaratıcılık gerektirdiğini de eklemeden geçemiyor.

Bu işlere girmek için, eğitimli ve yetenekli olmak şart. Ama, bir de bu işe doğru yerden ve doğru insanlarla başlamak da gerekli. Çünkü eğitimli eğitimsiz binlerce kişi bu işe saldırıyor. Keşfedilmek için adeta TV kanallarının kapılarında yatıyorlar. Bunların arasından sıyrılmak pek de kolay değil. Bir başka gerçek de, bir çok yeteneklinin bu karmaşada harcanıp gittiği ya da çok düşük ücretlere razı olup, kendilerini harcadığıdır. Bu gözlerden kaçıyor.
Bu işlerden çok paralar kazanmak mümkün; ama herkes için değil. Doğru yerden ve doğru insanlarla başlanılırsa, başta pek para kazanılmaz; ancak ilerki yıllarda, makul gelirler elde edilebilir... Tabi bu, gerçekleştirdiğin projelere ve ortaya koyduğun yapıtlara bağlı. Tabi sende de bu yetenekler varsa diyor.
Tamer İPEK, nedense herkesin yönetmen olmak istediğini vurguluyor. Yönetmenliğin bir dünya yaratmak olduğunu; onun için çok cazip ve dikkat çekici bir meslek olduğunu açıklıyor. Ancak bu mesleğin sadece yönetmenlikten ibaret olmadığını; senaryosundan, dublajına; montajcılığından dekoratörlüğüne; ışıkçılığından kostümüne kadar bir çok fonksiyonu olduğunu; buralarda da istihdam imkanlarının var olduğuna dikkat çekiyor. Sadece oyunculuk ve yönetmenlik yerine; bu mesleğe girecek olanlar neden iyi bir dublajcı ya da iyi bir senarist olmayı hedeflemiyorlar diye ekliyor. Bunların hepsine ihtiyaç var.
Özetlemek gerekirse, bu meslek için eğitim ve yetenek şart... Yeteneğinizi kanıtlamak zorunluluk... Doğru yerden ve doğru insanlarla başlamak ise, önemli...
Demek ki önce eğitim şart. Yeteneğinizi ortaya koymanız şart. Ben iyiyim demekle olmaz. İlgiyi kendinize çekeceğiniz, kendinizi kabul ettireceğiniz bir demonuz olmalı. Bu alan, görsel bir alan. Yaptığınızı insanlar görecek ve sizin işe yarar olup olmadığınıza karar verecekler. Yoksa yönetmen bilmem kim ağbinin yanında yıllarca sürünmeniz, sizi bir yerlere taşımaz. Bazı kanalların kapılarında keşfedilmek için sabahlara kadar beklemeniz, sizi bir yere taşımaz.
Bir şeyler ortaya koyun ve onları internet ortamında yayınlayın. Bu belki bir kısa film olabilir, bir klip olabilir, belki de bir ses kaydı olabilir. Örneğin ses kaydınızı dublaj stüdyolarına gönderin. Farklı bir ses renginiz varsa, farkedilirsiniz. Bizler farklı yetenekler peşindeyiz. Kimse ilgilenmez bizlerle diye asla düşünmeyin... Muhakkak sizlerle ilgilenen biri çıkacaktır...
Birilerinin dikkatini çekecek farklı ve özgün bir şeyler yapın. Bu internet ve iletişim çağında herşey mümkün... Muhakkak birilerinin dikkatini çekeceksiniz... Yılmayın, yılmayın ve bir şeyler ortaya koyun... Ki, farkedilesiniz...
* * *
Sıra Ezel AKAY'a gelince, onun da mesleğe ilişkin söyleceği çok şey var... Meslektaşı ve hemşehrisi Tamer İPEK'in mesleğe ilişikin söylenebileceklerin tamamına yakını söylediğini belirterek sözlerine başlıyor Ezel AKAY.
Eğitimin şart olduğunu, yetenek olmadan da bu mesleğin yapılamayacağını belirtiyor...
Herşeyin başının azim ve inanç olduğunu söylüyor ve kendinden bir örnek veriyor. Bir şeyi 40 kere söylersen olurmuş fikrinden yola çıktığını ve 40 yere başvurduğunu belirtiyor. Kırkıncıda kendisiyle ilgilnenildiğini ifade ediyor.
Ben "siz gençlere bir şey önereyim" diyor Ezel AKAY. 20 civarında ulusal TV kanalı var ve hepsi dolu. Buralardan başlamak yerine yurt sathında 100'e yakın yerel kanal olduğunu ve bunların ise, yeteneklere ve yeni şeylere aç olduğunu belirtiyor. Buralardan başlayın. Bir format geliştirin ve bu kanallarda kendinizi deneyin...
Tamer'in de dediği gibi birilerinin dikkatini çekecek farklı ve özgün bir şeyler yapın. Çılgın bir şeyler ortaya koyun. Tutmazsa tekrar başka bir yerde, başka bir formatta başka şeyler deneyin... Bu internet ve iletişim çağında herşey mümkün... Muhakkak birilerinin dikkatini çekeceksiniz... İnternet önemli bir ortam. Önce bir şeyler ortaya koyun. Deneyin, yeteneğinizi sınamış olursunuz. Siz de bir yetenek varsa, muhakkak birilerinin ilgisini çekeceksinizdir. İlle de bu iş İstanbul'da yapılacak değil ya; mesela başka bir ildeki yerel bir TV kanalına yaptıklarınızı teklif edin. Yapmak istediklerinizi, projelerinizi açıklayın. İnsanlar bir şeyler görecekler ki sizin yetenekli biri olduğuna inanıp sizin elinizden tutsunlar... Önce ortaya bir şeyler koymak; sonra onları inandırmak çok önemli...Yılmayın, yılmayın ve bir şeyler ortaya koyun.
Bakın ben sizlere bir yol haritası çizeyim. Başlamak için size lazım olan: 1 kamera ve 1 hikaye... Hikayeyi görselleştirin. Yani kısa metrajlı bir film çekin. Belki bu çok ilkel olur, ama sizin eseriniz olur. Böylece yeteneğinizin olup olmadığını test etmiş olursunuz. Bir kısa film sizi tatmin etmediyse, bir tane daha çekin. Olduğuna kanaat getirdikten sonra, insanların beğenisine sunun. Olumlu geri dönüşler alıyorsanız. Doğru yoldasınız demektir. Alamıyorsanız, bu konuda sandığım kadar bende bir yetenek yok; oyunculuğu mu denesem deyin. O da olmuyorsa bu alanda fazla vakit kaybetmeyin.
Eğer yaptıklarınız beğeni topluyorsa, birilerinin dikkatini çekebiliyorsanız, kısa metrajlı bir film yapın ve bir yarışmaya gönderin. Ne olacak, alt tarafı dereceye giremezsiniz. Bu ise sizi, daha iyi şeyler yapmaya kamçılayacaktır.
Bugün Türkiye'de 1000'e yakın kısa metrajlı film çekildiği tahmin ediliyor. Kısa metrajlı film yarışmalarında 50-60 kadarı ödüle layık olabiliyor. Bunlardan 20-25'i ise, uluslararası film festivallerinde de ödül alabiliyor. Demek ki kaliteli işler çıkabiliyor. Bunu yapanlardan biri, niye siz olmayasınız ki...
Örneğin TV8 böyle yetenekleri yakalamaya çalışıyor. Böyle kanalların sayısı artacak. Klip çekin. Kısa metrajlı bir şeyler yapın. Bunlar çok çılgın şeyler de olabilir... Kısa yoldan şöhret ve para diye düşündüğünüz ulusal kanallar, insan öğüten birer değirmen. Bir şeyler yapın. Bir format geliştirin. Bu sizin tarzınız, bu sizin üslubunuz olsun... Başkalarından farklı olun. Sıradan olmayın.
Bu işlerden başta para beklemeyin. Zaten bu işler para için yapılacak şeyler değil. Bu işler sizleri çıkarır da batırır da... Çok riskli bir alan bu... Çok fazla para gerektirmeden küçük çaplı işler ortaya koyun. Eğer sizde bir şeyler varsa, size bir yatırım yapacak birileri de muhakkak çıkacaktır.
Bizler bir şeyler ortaya koyarken, bir şeyler bekleyerek bu işe girmiyoruz. Bu bir aşk. Bir şeyler kazandığımızda seviniyoruz. Çünkü bu getiri, yeni çekilecek filme yatırılacak bir kaynaktır bizim gözümüzde. Yani yıllık iznini alıp da şehri gezmeye çıkan posta müvezzihileriyiz biz...
Bir şeyler ortaya koyun, festivallere yarışmalara gönderin... Bugün elini cebine atmadan o festivalden bu festivale davet edilmek suretiyle dünyayı gezen bir çok meslektaş biliyorum. Gördüğünüz her ortam, her ülke bir görgü ve bir tecrübedir. İlerde yapıtlarınızda kullanabileceğiniz bir mekan, bir görsel malzemedir.
Ben bir yapımcıyım. Yapımcılık bir dünya yaratmaktır. Siz de yapabilirsiniz... Neden olmasın ki...
* * *
Başka bir soru olmaması üzerine söz alan Başkan M.Haluk ÖZSARAÇ, konuklarımız Tamer İPEK ve Ezel AKAY'a şahsı ve dernek adına çok teşekkür ediyor. Bu açıklamanın ardından, başta "İstanbuldaki Üniversiteli İnegöllüler" olmak üzere tüm misafirler, konuklarımızı ayakta uzun uzun alkışlıyorlar....
Başkan ÖZSARAÇ, derneğimizin etkinliklerine katılan konuklarımıza bugünün bir anısı olarak şükran plaketi sunmak istediğini ifade ediyor...
Ve takdim edilen ilk plaket, yoğun alkışlar arasında Ezel AKAY'a...
İkinci plaket ise, kariyeriyle göz dolduran Tamer İPEK'e.. Onun için de yoğun alkışlar söz konusu...
Her iki konuğumuz da burada olmaktan dolayı mutluluklarını ifade ediyorlar. Bundan sonra ne zaman davet edilirlerse, derneğin emrinde olduklarını ilave etmeden de geçemiyorlar... Hemşehrileri olan öğrenci arkadaşlara da kariyerlerinde yardımcı olabilmek için, kendilerine yazmaları için, E-MAIL adreslerini ilan ediyorlar...
Sıra artık hatıra fotoraflarının çekimine geliyor...
Sinema ve TV dünyasındaki temsilcilerimiz, hemşehrilerimiz olan ünlü yönetmenler Ezel AKAY ve Tamer İPEK önce yönetim kurulumuz ile bir hatıra fotorafında bir araya geliyorlar...
Yönetim Kurulu ile çekilen fotoğrafı, İstanbuldaki Üniversiteli İnegöllüler ile çektirilenler izliyor... Ezel AKAY'ın, İstanbuldaki Üniversiteli İnegöllüler ile birlikte olmaktan mutlu olduğu çok açık...
Tamer İPEK'in de İstanbuldaki Üniversiteli İnegöllüler ile birlikte olmaktan aldığı keyif, gözlerden kaçmıyor...
İstanbuldaki Üniversiteli İnegöllüler'in de Ezel AKAY ve Tamer İPEK ile unutulmaz bir gün yaşadıkları, İnegöl Belediye Başkanı Sn. Alinur AKTAŞ'ın da kendilerini gurbette bile unutmadığını görmeleri bir başka keyif...
Genç kardeşlerimizin bu mega kent İstanbulda yalnız olmadıklarını hissetmeleriyse, onlar için bir başka duygu...
Bundan sonraki etkinliklere muhakkak katılacaklarının sözlerini veriyorlar...
Çünkü bu dernek, artık onların da derneği...
Toplantı bitmiş, ama, kimsenin ayrılmaya niyeti yok... Küçük gruplar halinde sohbetler devam ediyor...
Artık veda zamanı... Bir başka zamanda ve bir başka konuk ve konu ile bir araya gelmek üzere...
Unutulmaz bir gün için,
Teşekkürler Ezel AKAY... Teşekkürler Tamer İPEK...
Teşekkürler İSTANBULDAKİ ÜNİVERSİTELİ İNEGÖLLÜLER...
1961 yılında dünyaya gelen Ezel AKAY, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Amerika'da Villanova Üniversitesi'nde tiyatro öğrenimi gördü
İFR'nin kurucu ortağı olarak film prodüksiyonu sektörüne girmeden önce reklam metin yazarlığı, tiyatro yönetmenliği ve oyunculuğu, yapım asistanlığı ve amirliği yaptı
İFR'nin kuruluşundan bu yana, aralarında son on yılın unutulmazlarından "İş Bankası-Sağduyu", "İş Bankası-Atatürk", "Telsim-Çıldıran Müdür" filmlerinin ve son dönemde de "Kredi Kart-Migros", "Mio-Türkiye'ye Doğan Temizlik Güneşi", "Pimapen" ve "Microsoft-Korsan Yazılım" gibi son dönem filmlerinin de yer aldığı 500'den fazla reklam filmine yönetmen olarak imza attı
1996 yılında Derviş Zaim ile "Tabutta Rövaşata" filminin yapımcılığını üstlendi. Film yurtiçi ve yurtdışı birçok festivalde ödül kazanırken uluslararası alanda en çok ödül alan yerli film unvanını elde etti
Daha sonra genel yapım sorumluluğunu üstlendiği; yönetmenliğini ise, Yeşim Ustaoğlu'nun yaptığı "Güneşe Yolculuk" filmi, Berlin Film Festivali de dahil yerel ve uluslararası birçok festivalde ödül kazandı
2001 yılında, yönetmenliğini, Semir Aslanyürek'in üstlendiği; başrollerini Hülya Koçyiğit, Tuncel Kurtiz ve Aykut Oral'ın paylaştığı "Şellale" filminin yapımcılığını gerçekleştirdi.
2004 yılında, Ahmet Uluçay'ın yönettiği, yurtiçi ve yurtdışı festivallerde birçok ödül kazanan "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" adlı sinema filminin de genel yapım sorumluluğunu üstlendi.
Ezel Akay, 2004 yılında başrollerini Haluk Bilginer, Özcan Deniz ve Demet Akbağ'ın paylaştıkları, Levent Kazak'ın senaryosunu yazdığı, "Neredesin Firuze" filmiyle de yönetmenliğini üstlendiği ilk uzun metrajlı sinema filmine imzasını attı.
En son olarak 2006 yılında vizyona giren, yine Levent Kazak'ın yazdığı, başrollerini Haluk Bilginer ve Beyazıt Öztürk'ün paylaştıkları "Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?" filminin de yönetmenliğini yaptı.
Ezel Akay halen, kurucu ortak sıfatıyla İFR A.Ş. bünyesinde yönetmenlik ve yapımcılık yaparak kariyerini sürdürmekte.
Sahip olduğu ödüller :
- 1996’da Tabutta Röveşata ile yurtiçi ve yurtdışında birçok festivalde, özellikle uluslararası alanda en çok ödül alan film olması nedeniyle “En İyi Yapımcı” ödülleri
- 1999'da Güneşe Yolculuk ile yurtiçi ve Berlin Film Festivali dahil yurtdışında bir çok festivalde "En İyi Yönetmen" ödülleri
- 2006’da 13. Adana Altın Koza Uzun Metrajlı Film Şenliği’nde Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? ile “En İyi Senaryo”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Sanat Yönetmeni” ve “En İyi Stüdyo” ödülleri
Senaryosunu yazdığı yapıt/lar :
Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? (2005)
Yapımcı ve/veya yönetmenliğini üstlendiği yapıtlar :
Neredesin Firuze? (2004), Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? (2005), Yedi Kocalı Hürmüz (2009)
Yapımcılığını üstlendiği yapıtlar :
Tabutta Röveşata (Turkish Dracula) (1996), Güneşe Yolculuk (1999), Şellale (2001), Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (2002), Ademin Trenleri (2007)
Oyuncu olarak yeraldığı yapıtlar :
Kötüler Konağı, Hicran Sokağı, The Net 2.0, Yeşil Işık (2001), Filler ve Çimenler (2001), Şellale (2001), Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? (2005), Hırsız Var (2005), Eve Giden Yol: 1914 (2006), Ademin Trenleri (2007), Sözün Bittiği Yer (2007), Yedi Kocalı Hürmüz (2009)